23 Kasim 2017 Perşembe

Niyazi Mısri Malatya’lı Halveti şeyhi Hüseyin Efendiye talebe olur. Keskin: Malatyalılar, hainlerin kötü niyetlerine ortak olmaz İşaretlenme olayı ilgili Valilik Açıklama yaptı ve... Emin Gönültaş Vefat Etti. Büyükşehir’den Doğanşehir’e 35 Milyon Liralık Altyapı Yatırımı Muhtarlar, Başkan Gürkan’a Hayırlı Olsun Ziyaretinde Bulundu Başkan Tuncer ‘5 Aralıkta Ankara’da buluşacağız’ Ağbaba,'Alevi Evlerinin İşaretlenmesi Provokasyondur' Yetimler Kervanı Derneği,Başkan Gürkan İle Bir araya Geldi Altınok, CHP İlçe Adaylığını Açıkladı
Çocukların çok iyi bir gözlemci gibi hareket ettiğini unutmayalım

Çocuklar ailenin aynasıdır. Ailenin biyolojik, sosyo-psikolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik boyutlarının çocuklarda yansıması bulunmaktadır.

31.7.2017 00:11:48   

 

Çocuklar aile denilen sosyal kurumun atmosferinde yetişmektedir. Haddizatında, onlar, ailenin havasını solumaktadır. Ailenin sahip olduğu bilgi, görgü, değer, örf ve adet, alışkanlıklar, davranışlar, ekonomik koşullar, sağlık ve yaşam kültürü, yeme içme adetleri, giyim kuşam özellikleri, kullanılan renkler, mesken düzenleri ile ilgili anlayışları çocuğun yaşam biçimi üzerinde etkili olmaktadır.

Çocuklar etraflarının farkına varmaya başladıkları andan itibaren, çevrelerindeki olay ve olguları kayıt altına almaktadırlar. Etraflarındaki insanların anlayış ve davranışlarından doğrudan etkilenmektedirler. Sözgelimi güzel bir söz, yükselen veya alçalan ses tonu, küfür gibi sözler, .sevgi dolu sözlerle hitap etmek, entrikalar çevirmek, yalan söylemek,  jaka satmak, gösterişte bulunmak, giyinirken kullanılan renk, model ve desenler, sevilen ya da sevilmeyen şeyler, hayata bakış açısı veya felsefesi, inanç özellikleri, önem verilen ya da verilmeyen hususiyetler, her şekilde, çocukların gözlem ve gözetimi altında meydana gelmektedir. Sonuçta bütün bu hadiseler kültür ile bağlantılıdır ve kültür de öğrenme yoluyla nesilden nesile aktarılan davranış ve alışkanlıklar bütünüdür.

Bu bağlamda, biz insanlar, çocukluktan itibaren, hatta doğmamızdan hemen sonra öğreniyoruz ve topluma uyum sağlıyoruz. Buraya kadar, kültürlenmeden ve gelişiminden bahsettik. Bu aşamadan sonra bunu nasıl başardığımızı anlatmamız gerekecektir.

Çocukların çok iyi bir gözlemci gibi hareket ettiğini unutmayalım. Dolayısıyla, eylemlerimizden haberdar olduklarını bilelim. Yapılan faaliyetleri nasıl olsa çocuklar anlamaz diye düşünmeyelim. Çünkü çocuklar her şeyin farkındadır. Oyuncakları ile oynadıkları esnada yavaş yavaş gerçekleri de öğrenmektedirler. Eşlerin birbirine muamelesi nasılsa, çocukların akranlarına muamelesi o şekilde olur. Davranışlar, öğrenilen hususiyetlerden izler taşımaktadır. Kardeşlerin tutumları küçüklerinin davranışlarını yönlendiren nitelikte olacaktır.

Birbirlerine akraba olanların tutum ve davranışları çocukları aracılığıyla gelecek nesillere aktarılacaktır. Ayrıca, çocuklar, akran olarak bir arada olunan insanlarla alış veriş yaparlar. Bilgi, fikir, değer, görüş alış verişi yapmaktadırlar. Oyun esnasında birlikte olunan çocukların ailelerinden öğrendikleriyle tanışma imkânı bulmaktadırlar.

  Çocuklarımıza bizde ne varsa, onu miras bırakabiliriz. Bizde olmayanı aktarma şansımız bulunmamaktadır. Kültürel yapıdan bize miras kalan hususiyetleri çocuklarımıza yansıtmaktayız. Bundan dolayıdır ki, çocuklarımıza doğru muamelede bulunalım. Onların zihinsel gelişimine ket vuracak bir biçimde davranış sergilemeyelim. Çünkü çocukluk çok önemlidir. Gerçekten de ilerleyen yaşlardaki problemlere çocukluk temel teşkil etmektedir. İnsanların yaşadığı dönemdeki doğru ya da yanlış davranış kalıplarında çocuklarından kalma yaşam deneyimlerinin payı bulunmaktadır.

Üstelik patalojik davranış kalıplarında geçmişteki şiddet, kötü muamele, kompleks oluşturan faktörlerin rolü bulunmaktadır.

Bütün bu anlatılanlardan sonra bilmemiz gereken husus şudur: Çocuklarımızla iletişimde itici davranışlar sergilemekten uzak kalalım. Rencide edici, aşağılayıcı iletişim dilini kullanmayalım. Onlara olumlu iletişim yolunu kullanmayı tercih edersek, yetiştirdiğimiz çocuk kendiyle barışık bir şahsiyet elde eder. Aksi durumda, saldırgan ya da başkalarını hasta zanneden ruhsal hasta yetiştirmiş oluruz. Sürekli aşağılanan bir insan, güç ya da para elde ettiğinde, konumu kuvvetlendiğinde; muhataplarını aşağılayan ve kendisine çocukken reva görülen davranışları annesi, babası, eşi, kardeşi, çocuğu, akrabası, komşusuna sergileyen iletişim özürlü bir insan oluverir.

Saygın olmak isteyen saygılı davranmayı öğrenmelidir. Çocuklara da bunu öğretmelidir. Saygılarımla.

 Prof. Dr. Mustafa TALAS yazdı

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


ELEŞTİRİLEL GÖZLE DÜNYAYA BAKMAK İYİDİR İYİ…

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  VAHAP GÜNER
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  ASUMAN SARITAÇ
  FUAT KARAMAN
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  BAYRAM AKDEMİR
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
17.YY. Türk Edebiyatının önde gelen Mutasavvıf şairlerinden olan Niyazi Mısri 1618 yılında ( Hicri 1
Niyazi Mısri Malatya’lı Halvet
Emin Gönültaş Vefat Etti.
Keskin: Malatyalılar, hainleri
İşaretlenme olayı ilgili Valil
Büyükşehir’den Doğanşehir’e 35
Muhtarlar, Başkan Gürkan’a Hay
Başkan Tuncer ‘5 Aralıkta Anka
Ağbaba,'Alevi Evlerinin İşaret
Yetimler Kervanı Derneği,Başka
Altınok, CHP İlçe Adaylığını A
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.