16 Aralik 2018 Pazar

Fendoğlu, Kuzey Çevre Yolu ve Hava Alanı Sorununu Dile Getirdi Tarihi Bina, Eski İhtişamlı Günlerine Kavuştu Hasan Meşeli'den Malatya Türk Ocağında Konferans Fendoğlu, Malatya'da Milli Maç Oynanması İçin Söz Aldı 11 Torbacı Tutuklandı ''Müzemiz, İlçemizin Kültürel Gelişim Vizyonuna Değer Katacak'' Başkan Gürkan, İrfan Akademisi’nin Konuğu Oldu Malatya Yeni Kent Meydanına Kavuşuyor Ağbaba: ''Sefer Sayısı Artsın Diye Beklerken Azaltıldı'' Fırat EDAŞ’tan Tecde Mahallesi’ne Yatırım
Sağlıklı toplum, tüketimini bilinçli gerçekleştiren toplumdur

Dünya küreselleşiyor deniyor. Küreselleşme, aslında, daha çok vahşi kapitalizmin ve doğal olarak da yoksulluğun yayılması ve yaygınlaşması şeklinde gerçekleşiyor dense yanlış ifade edilmemiş olacaktır.

30.12.2017 00:42:52   

 

Gerçekten de dünyada zenginler ile yoksullar arasındaki makas iyiden iyiye açılmakta ve zengin daha zengin, yoksul da daha yoksul oluvermektedir.

Küreselleşmenin kapitalizmle ilişkilendirilmesi yaklaşımı da çoğunlukla egemen olmaktadır ki, bunda da haklılık payı bulunmaktadır. Kapitalizmin önemli kanun ve uygulamaları küreselleşme döneminin güç kaynakları arasında sayılmaktadır.

Serbest piyasa kurallarının yaygınlaştırılması, gümrük duvarlarının çok uluslu şirketler lehine indirilmesi, demokrasinin yaygınlaştırılması vs gibi kapitalizmin ön ayak olduğu önemli özelliklerin  etkinleştirilmesi gündemde bulunmaktadır. Ancak burada her yerde aynı demokrasi kuralları uygulanması ve beklentisi olmamaktadır. Her toplumsal yapıda, büyük oranda küresel sistemde güç kaynağı olan küresel aktörlerin istediği ve beklediği kurallar yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Çoğunlukla egemen güçlere problem çıkarmayan ülkelerde demokrasiden anlaşılan tek adam rejimi de olabilmektedir. Beklentilere uyulduktan sonra tehdit olarak algılanması söz konusu olmamaktadır.

Yeni kapitalizm diye de ifade edilen küreselleşmenin en önemli özelliklerinden biri de ekonominin tüketim odaklı olmasıdır. Tüketim ile varlığını sürdüren bir piyasa ekonomisi temel karakteristik özelliklerindendir. Adeta, insanların benliğine tüketim ile hükmetme anlayışının tek merkezden yönlendirildiği bir dünya sistemi egemen olmaktadır. Öyle ki, insanlara, çok küçük yaşlardan itibaren tüketim yapabilecek güce sahip olan insan adam yerine konulur gibi bir psikolojik algı öğretilmektedir. Beyinlere kazınan anlayışa göre, rekabet kaçınılmazdır. O halde istediğini elde etme konusunda sınır tanımayacaksın yaklaşımı takdim edilmektedir.

Küçük yaşlardan itibaren bunun etkisiyle yetiştirilen insan, kendinden başkasına hayat hakkı tanımayan, bencil ve egosu yüksek bir neslin temelini oluşturmaktadır. Bunun da etkisiyle insanların benlik kavramı sosyal varlıklarla birlikte beraber ve işbirliği ile problem çözmeye odaklanmak konusunda zorluk çekmektedir.

İnsanların atalarından miras aldıkları böyle bir anlayışı olduğunda pek fazla bir problem yaşadığını söyleyebilmek mümkün değildir ancak atalarından miras almayanlar ikilem içerisinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bir taraftan değerlerinin etkisiyle dayanışmaya eğilimli olmak isterlerken, diğer taraftan da rekabetçi anlayışın etkisinde kalabilmektedirler. İkisi arasında gidip gelen ve çoğunlukla bocalayan bir yapı elde etmektedirler.

Tüketim, elbette, ekonominin temel yönlerinden birini oluşturmaktadır. Hatta tüketim olmadığında, üretimin bir öenminin olamayacağı da ortadadır. Ancak herhangi bir üretim yapmadan tüketim yapmak problemli olanıdır. Yani insan tüketiminin kaynağını oluşturacak düzeyde üretmelidir. Çalışmalıdır. Çalışmadan tüketmek çok önemli yozlaşmaların da tetikleyciisi olarak karşımızda varlığını sürdürmektedir.

Tüketimi benliğe hükmedecek ölçüde egemen kılmaktır problemli olan. Yani insanın psikolojsini yönlendirebilme gücünü tüketim oluşturmamalıdır. Eğer, aksi olursa, insan gösteriş tüketiminin etkisinde kalarak kendine simgesel tüketim davranışları belirleyecektir. Kendini bunu beceremeyenlerden üstün görecektir. Onları da olumsuz etkileyecek davranış kalıplarıyla sahnede rol alacaktır. Bunun da sonunda hastalıklı bir toplum kaçınılmaz bir sonla egemen olacaktır.

Küreselleşmenin en meşhur sloganı tüketimi de kamçılayan ve hatta onun kaynağı olan paraya göre insana değer veren yaklaşıma göre dizayn edilmektedir. Küreselleşme parasız adam gereks,iz adamdır” sloganıyla bunu ifade etmektedir.

Toplumsal yapıda üstlendiğimiz rollere göre elde edilecek kazançların harcamaya sevkedilmesi dediğimiz tüketimin ölçülü, kontrollü, değerler sistemine uygun, gelirlerimizle paralel gerçekleşmesi en kabul edilebilir olanıdır.

Sağlıklı toplum, tüketimini bilinçli gerçekleştiren toplumdur. Bütün varlığını birilerine bir şeyleri ispat etme davranışı şeklinde tüketim yapmak değildir. Eğer gelecek nesilleirmize bunları öğretirsek, kazanan biz oluruz diyoruz.

Ölçüsüz değil ölçülü tüketebilmek dileğiyle.

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


TOPLUMSAL YAPIMIZ BOZULUYOR

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
MHP Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu, Malatya Kuzey Çevre Yolu ve Hava Alanı sorununu dile
Fendoğlu, Kuzey Çevre Yolu ve
Tarihi Bina, Eski İhtişamlı Gü
Hasan Meşeli'den Malatya Türk
Fendoğlu, Malatya'da Milli Maç
11 Torbacı Tutuklandı
''Müzemiz, İlçemizin Kültürel
Başkan Gürkan, İrfan Akademisi
Malatya Yeni Kent Meydanına Ka
Girişimci Kadınlar Yerli Ürünl
Ağbaba: ''Sefer Sayısı Artsın
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.