20 Mayıs 2018 Pazar

Başkan Gürkan, İspendere İçmeleri’nde İncelemelerde Bulundu Bakan Tüfenkçi :'Yeşilyurt'un Çehresi Değişecek' Keskin: “Esnafımız birlikten yana oldu” Baklavada Antep Fıstığı Yerine Kayısı Çekirdeği Başkan Koca Görevi Özer'den aldı Keskin:Her zaman ülkemizin birlik ve beraberliğinin yanındayız” İYİ Parti’de Arıkan İsmi İlk Sırada Yer Alıyor Gürkan’dan Keskin’e Ziyaret İlçe merkezleri ile mahallelerde iftar sofrası kuruluyor Siyasette sürpriz gelişmeler (Remzi Hayta Yazdı )
Zamanın birinde Sivas’ın Çamlıbel köyünde bir çoban yaşarmış

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, horozlar imam iken, mandalar berber iken… Annem daha kaşıkta, babam daha beşikte… Ben de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten… Geç bunları tekerlemeci, masal gelir eşikten…

2.3.2018 21:22:22   

 

Zamanın birinde Sivas’ın Çamlıbel köyünde bir çoban yaşarmış. Çoban sabah meralara çıkar, hayvanları otlatır; gezer dolaşır akşam da tekrar evine gelirmiş. Çobanın evde bir eşi, bir de beşikte bebesi… Mutlu yaşamlarına devam eder, kimseden yardım beklemeden geçinir giderlermiş.

Günlerden bir gün, çoban yine toplamış bütün hayvanları. Almış meraya götürmüş, bırakmış otlamaya. Fakat o sırada uzaktan gelen sesler işitmiş. Seslerin ne olduğunu anlamaya çalışmış. Daha da dikkat kesilmiş, can kulağı ile dinlemiş. Seslerin at sesi olduğunu anlamış. ‘Bu kadar ses yapacak kadar at burada ne arar’ diye geçirmiş içinden. O sırada ufuk çizgisinde kendisine doğru yaklaşmakta olan en az on tane atlı görmüş. Çoban o anda anlamış ki bunlar eşkıya imiş.

Hemen hayvanları ıslıkla çağırmaya ve toplamaya çalışmış. Ama nafile! O hayvanları toplasa bile buradan gidene kadar atlar ile gelen eşkıyalar onu çoktan yakalarmış. Çoban çaresizlikle başlamış dua etmeye:

- ‘Yarabbi, sen yardım et! Bu hayvanlar benim değil. Bu eşkıyalar hayvanları alır da giderse, ben ne yaparım? Ne derim sahiplerine…’

Çoban hayvanları toparlayamadan eşkıyalar yanında bitmiş. Çobanın etrafında bir dolanmış, çobanı süzmüşler. Eşkıyaların başındaki adam söyle bir bakmış çobana:

Eşkıya: ‘Çoban! Söyle bakalım tüm hayvanlar bu kadar mı?’

Çoban çaresizce yanıtlamış eşkıyanın sorusunu:

Çoban: ‘Evet, hepsi bu kadar. Ama onları almayın, ne olur! Bu hayvanlar bana emanet. Ben ne derim sonra sahiplerine!’

Baş eşkıya haince gülmüş saf çobanın bu sözlerine:

Eşkıya: ‘Ne yani sen şimdi bu kadar hayvana dokunmayın, bırakın mı demek istiyorsun? Seni saf çoban! Eşkıyaların elinden bir şey kurtulmaz, bilmez misin?’

Eşkıyalar hayvanların hepsini sürü şekline getirip kendi diyarlarına doğru sürmeye başlamışlar. Zavallı çoban ise olduğu yerde kalakalmış. Şimdi köye dönüp ne cevap verecekmiş!

Çoban havanın yavaş yavaş kararmaya başlaması ile birlikte köy dönmek zorunda olduğunu anlamış. Düşmüş yollara… Yarı yola vardığında ise köylüyü bulmuş karşısında. Çoban tam kendini anlatacakken köylülerden biri çıkmış ortaya:

Köylü: ‘Hey çoban! Nerede bizim hayvanlarımız, nerede kaldın bu saate kadar!’

Çoban üzüntüsünden ne diyeceğini bilemiyormuş. Ama karşısında açıklama bekleyen köylüler de varmış. En sonunda başlamış anlatmaya. Sözleri bitince köylü halkın kendisini anlamasını beklerken hiç ummadığı bir tepki ile karşılaşmış:

Köylü: ‘Sen ne dersin kendini bilmez çoban! NE demek eşkıyalar aldı gitti! Senin görevin bizim hayvanlarımızı korumak değil mi! Biz sana bu yüzden vermez miyiz paranı. Nereden bilelim hayvanları senin kaçırmadığını?’

Çoban kendisine iftira atan köylüye hayretle bakmış:

Çoban: ‘Siz beni hiç tanımaz mısınız? Ben böyle bir şey yapacak biri miyim? Bunca senedir birlikte çalışmadık mı? Bana nasıl böyle bir iftira atarsınız?’

Köylüler, çobanın sözlerine inanmayarak onu yarından tez yok köyden kovmuşlar. Çoban hem kendine atılan iftira karşısında hem de ekmeğinden olduğundan çok üzgünmüş. Eve gidip eşyalarını toplamış. Eşini ve bebeğini de almış yanına. Gece sabaha vardığında çoban kendisine güvenmeyen bu insanlar arasında daha fazla kalmayıp düşmüş yollara… O sırada çobanın söylediği bir türkü ise sonrasında olmuş moda…

‘ÇAMLIBEL'DEN ÇIKTIM YAYAN

DAYAN EY DİZLERİM DAYAN

KARDAŞ ATLI BACI YAYAN

NENNİ NENNİ, NENNİ NENNİ

NENNİ NENNİ, NENNİ BEBEK OY

BEBEĞİMİN BEŞİĞİ ÇAMDAN

YUVARLANDI DÜŞTÜ DAMDAN

BEY BABASI GELİR ŞAMDAN

NENNİ NENNİ, NENNİ NENNİ

NENNİ NENNİ, NENNİ BEBEK OY

BEBEĞİMİN BEŞİĞİ BAKIR

YERİNDEN KALKMIYOR AĞIR

BEN SALLARIM TAKIR TAKIR

NENNİ NENNİ, NENNİ NENNİ

NENNİ NENNİ, NENNİ BEBEK OY’

 

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


ELEŞTİRİLEL GÖZLE DÜNYAYA BAKMAK İYİDİR İYİ…

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  VAHAP GÜNER
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  ASUMAN SARITAÇ
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) ve aynı zamanda Malatya Şoförler ve Otomobilci
Keskin: “Esnafımız birlikten y
Başkan Gürkan, İspendere İçmel
Bakan Tüfenkçi :'Yeşilyurt'un
Baklavada Antep Fıstığı Yerine
Başkan Koca Görevi Özer'den
Keskin:Her zaman ülkemizin bir
İYİ Parti’de Arıkan İsmi İlk S
Gürkan’dan Keskin’e Ziyaret
İlçe merkezleri ile mahalleler
Siyasette sürpriz gelişmeler
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.