19 Aralik 2018 Çarşamba

Vali Baruş Kent Merkezinde Esnaf Ziyaretlerinde Bulundu Başkan Gürkan ve Koca, Yetimler Kervanı Derneği’ni Ziyaret Etti Malatyapark’ta Yerli Malı Haftası Sergisi Türkoğlu Ailesinin Acı Günü Cumhur İttifakı 27+3'te anlaştı Türkiye, Hak ve Adalet Temasıyla İnsanlık Kavramını Tüm Dünyaya Anlatan Ülkedir Yeni Malatyaspor Tesislerine silahla ateş edenler yakalandı 2018 Yılının Son Meclis Toplantısı Yapıldı Tahtalı Hamam Müzesi, Mahalleye Değer Kattı “Büyüklerimiz Toplumsal Hayatımızın En Kıymetli Hazineleridir”
“Bundan sonra ne olacak?

Ekonomi göstergeleri herkesi endişeye sürükleyen bir yapıdadır. Beylik söylemler, hasmane tutumlar içeren slogan yüklü beyanatlar bu endişeyi azaltmıyor, aksine arttırıyor

11.8.2018 23:57:57   

 

Sistem o kadar nazlı çalışıyor ki, adeta sorumluluk mevkiinde olanların her sözü ile değişim gösteren bir grafiği bize anımsatıyor. Hem de bu grafik sinir bozucu bir biçimde aleyhte yukarıya, leyhte aşağıya doğru istikamette bulunmaktadır. Bütün bunları herkes yüreği ağzında seyretmektedir. Özellikle, dış piyasa ile iş yapanlar, hammaddesi dolar paritesine göre olanlar daha fazla bu durumla ilgili olmak durumundadırlar ki bu da çok tabiidir.

Asıl önemli olan can alıcı soru şudur: “Bundan sonra ne olacak? Dövizin bu önlenemez görülen yükselişi en azından frenlenemez mi?”. Cevabı en zor sorular bugünlerde bu sorulardır. Herkesin beklentisi bu çılgın yükselişin bir an önce durdurulması yönündedir ve bir anlamda da sabırlar tükenmek üzeredir.

En zor şey böyle zamanlarda devlet yönetmek, en kolay şey salvolar savurup muhalefet yapmaktır. Çünkü insanın elini kolunu bağlayan bu durum, en çok da ekonomi yönetimini buna bağlı olarak da siyasal iktidar etme kabiliyetini zorlamaktadır. Evine ekmek götürmekte zorlanan bir aile reisinin durumundan çok daha zor olanı bu devirde yönetici olmaktır. Çünkü bu durum, gücü sınırlar, zayıflatır ve tartışılır kılar.

Belki de daha zor olanı ateşten gömlek giyip acı reçete kararlarına imza atmak olacaktır. İşte bu zor olanı atlatmak çok daha zor olsa da, sahip olunan millete göre farklılık arzeden bir yapıda olmaktadır.

Dünyada Türk Milletinden daha fazla kriz dönemlerinde birlik ve beraberlik sağlayıp da devletinin yanında güçlü bir şekilde yer alacak ikinci bir millet yoktur. Bizim Necip Milletimiz, bu coğrafyaya geldikten sonra, karşılaştığı her badireden bu önemli kenetlenme vasfıyla çıkmayı bilmiştir. Bugün yaşananların geçmişte yaşananlara göre çok daha basit olduğu da ayrı bir gerçeklik niteliğindedir.

Yaşanan her tecrübe bize çok şey öğretmiştir. Bir sonraki karşılaştığımız güçlüklerle baş edebilme yeteneği kazandırmıştır. Ders alma ayrıcalığı kazandırmıştır. O halde bu sıkıntılı durumun da atlatılması kesin olacaktır ama bu durumun da bize ders vermesini ancak düşünerek temin edebiliriz. Biraz derin düşündüğümüzde, çoğunluğunu bizim üretmediğimiz ürünlere aşırı bağımlı tüketim ekonomisi ekonomimizin bugünkü darboğazının ana nedeni olarak öne çıkmaktadır. Hemen herkes müsrif tüccar gibi sonunu düşünmeden tüketmeye odaklanıyor. Adeta bu konuda teşvikler yapılıyor ve bunun sonunda da bizim olmayan paraları bir yerlerden bulup lüks içinde yaşama anlayışını göstere göstere uyguluyoruz. Bunun sonu yoktur. Müflis tüccara dönmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Yeni nesiller özellikle “ayağını yorganına göre uzatmak” anlayışı ile hiç ilgilenmiyor bile. Geliri olmadan, yüksek gelirlilerle yarışan bir zihniyet insanımızın her hücresine yayılmış vaziyettedir. Özellikle zorluklar içerisinde yaşamış olan bir nesil öncesi ile hali hazırdaki evebeynlerin çocukları ilgisi olmayan yaratıklar gibi yaşamaktadır. Bunun hiç bir toplumda sürdürülebilirliği yoktur.

Maliye bakanlarına kötü adam diyen “mali disiplin”den bahseden devlet adamlarını sevmeyen toplum bizim toplumdur. Neden? Çünkü bu insanlar kaynağı belli olmayan paralardan uzak durmayı ve reelle ekonomiye yön vermeyi isterler. Bundan dolayı da bütçeyi kısarlar. Eğer bütçeye denge getiremezsen devlet olarak da müflis tüccar konumuna düşerek yine İMF kapılarını aşındırmak zorunda kalırsın.

Bütün bunların belirli bir sistem çerçevesinde olması için ne gereklidir?

Gerekli olan dünyanın acımasız rekabeti ile baş edebilecek üretimi yapabilecek meslek mensubu bireyler yetiştirmektir. Malesef bu yol insanları hedefe geç ulaştırdığı için insanlar bu yolu sevmemektedir. Katma değeri yüksek ürünler üretip de bunların satışından yüksek gelir elde ederseniz, insanınız da dünyanın her yerinde kendine vakit ayırararak tatil yapabilir. İşsizlik sigortası olarak 1900 EU alan bir toplumun en düşük seviyeli gelir grubu senin en yüksek düzeyli gelir grubunla eş değer seviyeyi yakalar. Dolayısıyla, onların orta sınıfı zorlanmadan tatil yapar, senin de orta sınıfının alt kategorsindekiler onların yaptıkları tatilde hizmet ederek cep telefonu, TV, buzdolabı almaya çalışır. Sonra da sezon bitiminde bunları ödeyemez, diğer sezonda onların faizini ödemek için çalışır.

Kendi toplumumuzda bile, alt gelir gruplarında olup da yükselen insanlara bakacak olursak, hepsi az da olsa kazandıklarını tasarrufa yönlendirebilenler olmaktadır. Taklit ettiği insanlar gibi yaşayanlar, önce tarlasını, bahçesini sonra da evini barkını satar, onu da borca yatırır. Ancak uzak diyarlardan gelerek tarım ürünü yevmiyesine çalışan, turizm sektöründe hizmet eden olarak çalışan insanlardan kazandığının kıymetini bilenleri on, on beş yıl içinde çalıştığı yerin sahibi olarak görebilirisiniz.

Çalışmadan kazanmak olmuyor. Bizim insanımıza bulunduğu her yerde bunu hatırlatan birtakım kuralların ve anlatıların olması gerekir. Oysa insanımız varını yoğunu savurup elalemin eline bakmaya alışıyor. Buna da alıştıktan sonra çalışmadan geçinmenin yollarını arıyor. Hayata böyle bakınca, kendini çalıştığında zorlayacak her nedenden kaçıyor.

Tarlalara verilen doğrudan gelir destekleri, yakacak yardımı, belediyenin sosyal imkanlarından istifade etme durumları çok tembel bir nesil yarattı. Özellikle bu yardımları hak etmeden almayı başaranlar ahlâki erozyonun zirvesini oluşturdular. Bunun da üretimi sekteye uğrattığı aşikar. Daha önceleri hayvancılık yapılan arazilerde çok güzel teşviklere rağmen, sayıyla canlı hayvan bulabilmek mümkün oluyor. Sözgelimi Kayseri Pınarbaşı ve Sivas Gürün arasında bulunan Uzunyayla bomboş durmaktadır. Bazı ürünler ekilmeye ekilmeye unutuluyor ve dışarıdan temin edilir oluyor. Çok bedavacı olan insanlar istekleri yerine gelmeyince pazar artıklarını, çöpleri yoklamaya çalışıyor. Çok erken yaşta dilenmeler artış kaydediyor.

Bu durumları besleyen bir şey de ikide bir çıkarılan aflardır. Vergi, imar, trafik affı vs. Namuslu olup, vergisini zamanında ödeyen insanlarda hayal kırıklığı yaratmakta ve yer yer zamanla bunların içinde de ödemeyenler ortaya çıkmaktadır. Bu da bedavacı anlayışın bir toplumsal virüs gibi yayılması demek olmaktadır.

Bu ekonomi anlayışının devrime ihtiyacı bulunmaktadır. Benim üretimim tüketimimi karşılayacak ölçüde çalışma ile elde edilmelidir anlayışının her insana öğretilmesi gerekmektedir. Çocuk yaşlardan başlayarak insanlara çabası olmadan kazanç elde edemeyeceğini öğretmeliyiz. Ayrıca, kendisi çabalarken başka birilerinin de kayırılmak suretiyle kendisinin önüne geçirilmeyeceğini de ona göstermeliyiz ki kolu kanadı kırılmasın.

Muharrem Şemsek’in yıllar önce söylediği gibi, “üretirken Afrikalı gibi, tüketirken Amerikalı gibi” davranmayacaksın. Hakettiğinden başkasında gözün olmadan yaşamayı bileceksin. O zaman bu memleket KESİNLİKLE DÜNYANIN EN BÜYÜK GÜCÜ OLUR.

Saygılarımla


     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.

Yorumunuz
Toplam (1) adet yorum yapılmıştır
AHMET KOTAN 12.8.2018 01:37:18
...GÜZEL BİR ANALİZ..ZAMANIMIZIN TAM DA ÖZETİ,SAYIN HOCA MIN KALEMİNE..GÖNLÜNE SAĞLIK..
Yazarlarımız


TOPLUMSAL YAPIMIZ BOZULUYOR

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Vali Aydın Baruş, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin ve Esnaf ve San
Vali Baruş Kent Merkezinde Esn
Başkan Gürkan ve Koca, Yetimle
Malatyapark’ta Yerli Malı Haft
Türkoğlu Ailesinin Acı Günü
Cumhur İttifakı 27+3'te anlaşt
Türkiye, Hak ve Adalet Temasıy
Yeni Malatyaspor Tesislerine s
2018 Yılının Son Meclis Toplan
Tahtalı Hamam Müzesi, Mahalley
“Büyüklerimiz Toplumsal Hayat
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.