24 Eylul 2018 Pazartesi

“Turgut Özal Üniversitesi’ne Her Konuda Destek Vereceğiz” Büyükşehir Yüzakı Caddesini Malatya’ya Yakışır Bir Hale Getiriyor Avşar , "MHP Yerel Seçimlerde Başarılı Olacaktır" Yeşilyurt Belediyesi’nden 17 Bin Öğrenciye Ücretsiz Trafik Eğitimi Asıl Sorun Fırsatcı Faiz Lobisidir. Prof. Dr. Karabulut, öğrencilerini ve personelini güllerle karşıladı Prof.Dr.Mustafa Talas'ın Acı günü Girişimin besleyicisi yatırımdır Fendoğlu, Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı'nın aşure etkinliğinde Polat: Bir Olalım Diri Olalım Kardeş Olalım
Bu yaşam evrelerinden biri de yaşlılıktır

İnsan, yaşam deneyimleri açısından farklı deneyimleri yaşayan bir varlıktır. Bir anlamda, dönemleri yaşamak kültürel bir manayı ifade etmektedir.

26.8.2018 13:35:03   

 

Gençliğin, çocukluğun ve yaşlılığın toplumdan topluma farklılığı söz konusudur. Bunların hepsinin kültürel bir nedeni vardır.

Bu yaşam evrelerinden biri de yaşlılıktır. Yaşlılık evresi, insan ömrünün son safhasıdır. Bu safhada insanlar son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Bazı durumlarda da hazırlıklar çok uzun yıllar alabilmektedir.

Kültürden kültüre farklılık arz eden yaşlılık yaşam biçimi (kültür) vardır. Her kültürün yaşlılığı yaşama ile ilgili kendine özgü kültürel kalıbı bulunmaktadır. Sözgelimi Avrupalılarda yaşlılar çalışma hayatını sonlandırıp büyük oranda hayatının sonlarına tatil, eğlence ve keyif verici etkinliklerle gitmeyi planlayıp uygulamaktadır. Buna karşılık bizde yaşlılık, insanlar için öleceği günü bekleyeceği, becerebilirse ibadet yapabileceği bir yaşam evresidir.

Yaşlı insanları Avrupa başkentleri, büyükşehirlerinin parklarında, yürüryüş parkurlarında yürüyüş yaparken, spor yaparken, açık havada sohbet ederken görürsünüz. Buna karşılık bizim dünyamızdaki yaşlıları, aynı çağda, ibadet için dışarı çıkmayı da bırakmış ve ev hapsine uygun görülmüş bir yaşamla baş başa bulursunuz. Çalışma hayatından çekilmemiş olan yaşlılar ile de bir el arabası iterken, simit satarken, ayakkabı boyarken, hatta gıda poşeti taşırken karşılaşabilrisiniz.

İnsanların ilerleyen yaşlarda ev hapsinde olmaları çeşitli bunma hastalıklarıyla karşı karşıya kalmalarını da beraberinde getirmektedir. Çalışmak ya da tatil, eğlence ve spor gibi etkinliklerde bulunmanın bu tür rahatsızlıklar ile karşılaşma durumlarını engelediği uzmanlarca beyan edilmektedir. Çalışmak, belirli bir amaçla baş abaşa kalmak insanın çeşitli çabalarla meşgul olması beynin çalışmasına katkıda bulunduğu için bu tür rahatsızlıkların olması söz konusu değildir. Tatil, eğlence ve spor gibi etkinliklerde bulunmak da insan zihnini rahatlatan yönü ile bu tür rahatsızlıklara karşı önemli bir önlem olarak dikkat çekmektedir.

Bütün bunlardan ayrı olarak ifade edilmesi gereken husus da şudur ki, çalışma hayatı sonlandıktan sonra tatil, eğlence ve hayatı rahat yaşamak ile ilgili ekonomik seviye belirleyici olmaktadır. Yani emekli olduktan sonra da çalışmak ya da evde oturmaktan ziyade dışa açılıp hoş vakitler geçirmek emeklilik sonrası alınan ücretlerin yeterli olup olmaması ile bağlantılıdır. Eğer bir Avrupalının emeklisi dünyada kendine yer beğenecek kadar rahat; buna karşılık bizim emeklimiz ölümü beklemek ya da zar zor geçinmek gibi bir haldeyse bu durıumu refah seviyesinden başka bri gerekçe ile açıklamak imkansızdır. İnsanımızın hem çalışırken hem de emekli olduğunda sorunlar yumağı ile başetmek durumunda olması hoş vakit geçirmek ile ilgili etkinliklerden çok uzak kalmaktadırlar. Pek çoğunun emeklilği geldiğinde daha evlendiremediği çocuğu, iş bulamadığı için bakmakla mükellef olduğu çocukları ya da torunları bulunmaktadır. Hiç bir aile büyüğünün çalışmayan aile bireyinden için “çalışsaydı, bana ne” sözünü söyleyemeyeceği bir kültürün mensupları problemden kaçma şansına sahip değildir. Bir bakıma sahip olduğumuz kültür hem dayanışmacı bir toplumsal yapı yaratıyor hem de aşırı tembel aile bireylerini de beraberinde getiriyor. Böyle bir olguya sahip olmayan Avrupalıdan elbette farklı bir tablo ile karşı karşıya kalınacaktır.

Toplumsal yapımızın sahip olunan kültürel temelleri yaşlılara sahip çıkmayı ve onlara yardımcı olmayı telkin etmektedir(Şentürk, 2018:62-63). Bu durum da yaşlılar ile özel bağlar kurulmasını temin eden toplumsal değerleri güçlü kılmaktadır. Bu değerlerden uzak kalan toplumların yaşlılara bakışından farklı ve daha anlamlı bir bakışa sahip olunacağı açıktır. Tabii ki bunlar olması gerekenlerdir. Olan durum nasıldır ona bakmak gerekmektedir.

Mevcut durum sahip olunan değerlerin erozyona uğraması, ya da tahrip edilmesi şeklinde kendini ortaya koymaktadır. Bir taraftan genç ve dinamikken varını yoğunu geleceğinin umudu dediği çocuk ve torunlarına harcayıp gelecekte onlardan ilgi, alaka ve özveri bekleyen insanlar diğer taraftan hep almaya alışmış ve vermeyle pek işi olmayan bir nesil. Bu iki farklı bakış açılı neslin aynı zamanda yaşamasının ve birbiriyle kader birliğine mahkum olmalarının yarattığı çatışmalardan kaynaklı toplumsal travmalar yaşanmaktadır. Birbirini anlamakta güçlük çeken geçmiş ve geleceğin arasında kalmış bugün gibi.

Toplumsal değerler topluma yön veren kurallardır. Bu kuralların mevcudiyeti topluma güven verir. Bu güven verici getiriler yaşlılık ve yaşlılara bakış ile ilgili kültürden beslenmektedir. Aslında burada bizim için bir yol ayrımı vardır. Bu ayrım da şuradadır. Ya dayanışmacı ve ortak güdülenmeye devam edip yaşlısı ve genciyle sorunlara beraber koşturan milli kültürün geleceğe sağlam aktarılmasını sağlayacağız. Ya da Avrupalı gibi on sekizinden sonra sorumluluğunu kendi başına öğrenecek bir anlayışı benimsemek.

Hangisi bizi tatmin ederse o yolu seçebiliriz. Benim önerim birincisi yani yerli ve milli olanı tercih edilmeye değerdir.

 

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


TOPLUMSAL YAPIMIZ BOZULUYOR

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay
“Turgut Özal Üniversitesi’ne H
Büyükşehir Yüzakı Caddesini Ma
Avşar , "MHP Yerel Seçimlerde
Yeşilyurt Belediyesi’nden 17 B
Asıl Sorun Fırsatcı Faiz Lobi
Prof. Dr. Karabulut, öğrencile
Prof.Dr.Mustafa Talas'ın Acı g
Gönültaş Ailelerinin Aşure Gün
Girişimin besleyicisi yatırımd
Fendoğlu, Hacı Bektaş-ı Veli V
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.