20 Kasim 2018 Salı

Başkan Çınar, ''Hemşerilerimizle İç İçe Olmak, Bize Güç Veriyor'' İnönü Üniversitesi'nden Kamuoyuna Duyuru... MTÖܒde ‘Kariyer ve Marka Sohbetleri’ Başladı Yeşilyurt’un Tek Mimar Aday Adayı Erdem; Süreci Kirletenler Kim ? Yazıhan’da Nevzat Öztürk’le Yola Devam gibi... Kuluncak’ta Mehmet Hoca Rakipsiz Başkan Malatya’da Düğümü Gürkan’ın Kaderi Belirleyecek Battalgazi’de Murat Nalçacı İsmi Ön Planlarda Ata Yadigârı Eserlerin Kent Müzesi’ne Bağışları Devam Ediyor
“Andımız” meselesine bu pencereden bakıp

Milli kimlik toplumsal anlamda aidiyeti ifade eden ve bilinç gerektiren bir kimlik tipidir. Çoğunlukla toplumlarda var olmanın gerekçesi olarak anlaşılan bir husustur. Kim olduğunuz, ne olduğunuz; ne yiyip içtiğiniz, nasıl ağlayıp güldüğünüz, meselelere karşı yaklaşım biçiminiz, tepki koyma şekliniz vs. hep kimliğinizi ortaya koyan nedenler grubu olarak öne çıkan özelliklerinizdir.

25.10.2018 21:16:42   

 

Kimliğiniz hafızanızın sağlıklı olup olmadığını ortaya koyan ve çok özel olan size has meziyetlerinizi ifade eden varlığınızdır. Bunun varlığının ispatı toplumunuzun dünya toplumları arasındaki yerini göstermek şeklinde olmaktadır.

Eğer hafızasını yitirmiş bir toplum iseniz, bunun en somut göstergesi kimliksiz oluşunuzdur. Kısacası ortada siz diye bir şey varsa, o sizin kimliğinizdir. Sosyologların ve sosyal psikologların adına kollektif kimlik de dediği milli kimlik toplumsal yapının bütünlüğü için olmazsa olmaz niteliğindedir ve vazgeçilemezdir.

Milli kimliğin sahip olduğu milli hafızayı da milli tarih oluşturmaktadır. Hafızasını yitirmiş toplumsal yapıların hepsinde milli tarih bilinci kaybolmuştur. Söz konusu toplumsal yapının mensuplarında millet olma bilinci, hatta milletleşme hedefi bulunmamaktadır. Milletleşme gibi bir hedefi olmayan ve milletleşme sürecini tamamlayamayan toplumsal yapıların ise uzun vadede yaşamlarını sürdürme şansları yoktur. Zaman içinde bu tür hedefleri olan ve yapıları güçlü olan toplumların karşısında eriyip, yok olup gitmekten kendilerini alamayacaklardır.

Milli kimlik, milli tarih ve millet olma bilincine sahip olamayan toplumların milletler sahnesinde yerleri ilerideki dönemlerde kalamayacağı için, bu bilincin olması ve kuvvetlendirilmesi çok önemlidir.

Pekiyi bu bilincin varlığının ispatları neler olmaktadır?

Bu işaretler ortak tarih, ortak kültürel miras, ortak gelecek ülküsü olacaktır. Bir bakıma bir milletin nereden geldiğini, nerede olduğunu ve ne istikamete gideceğini ancak bilince sahip olmasıyla bilebileceği açıktır. Bu işaretlerin neler olduğunu bilmeyen insan ile bu hususların tartışılmasının da bir anlamı yoktur.

Bilinci olan insanlar bilirler ki geçmişte ataları vardır. Onların kurduğu sistemler vardır. Bu sistemlerin bugüne yansıyan bakiyeleri vardır. Yine bilinçli insanlar bilirler ki bugün üzerinde oturulan vatan topraklarının kendilerine emanetçileri vardır. Yine bilinçli insanlar bilirler ki emanet bırakmış olan asil ataların geleceğe kültürel miras bırakma beklentileri vardır. Hedefleri vardır. Milletler liginde kendine yakışan yerlerde olabilme beklentileri, yani geleceğe dair ülküleri vardır.

Bu bilinçten mahrum olan insanlardan oluşan bir toplum “alzheimer” hastalığına yakalanmış bireyler gibi olacaktır. Yani bilincini kaybetmiş, bir olmak duygusu zayıflamış, rotası belli olmayan, akşama nereye varacağını bilmeyen yapıdaki insanlara benzer.

Bilinçli insan ve toplumların geçmişe, bugüne ve geleceğe atıfta bulunan sözleri olur. Bu sözlere insanlar yeminle bağlılık hissi duyarlar. Bu yeminin bir metin şeklinde düz yazı, bir şiir olma imkanı vardır. Ama ideal aşılayan özelliği kaçınılmazdır.

Atalarımız der ki “idealsiz insan boş çuval gibidir, ayakta duramaz”. Bu her insan için idealin önemli bir kazanım olduğunu ortaya koyar. Yeni nesillere ülkü aşılayan, ideal öğreten, kimlik bilinci kazandıran “Andımız” da bu vasfa sahip bir yemin niteliğindedir. Bir toplumun ortak paydalarına vurgu yaparak, onu geleceğe hazırlamak fonksiyonu içeren bir yemin metninin toplumsal bilinç, kimlik bilinci ve gelecek ile ilgili ideal aşılama işlevlerini yerine getirdiğini görmek gerekmektedir.

“Andımız” meselesine bu pencereden bakıp, onun insanları olumlu anlamda sosyalleştirdiğini söyleyebilmemiz gerekmektedir. Sonuçta kimlik meselesi de hissiyat ile ilgili bir meseledir. İnsanların hissetmeden okuması elbette beklenen bir şey değildir. Ama hissedenlerin de okumak istemesi anlaşılabilir bir şeydir. Hiç kimseye hissettiğinden farklı bir duyguyu yaşatmak gibi bir amacımız olmadan bu hasletlerin doğruluğunu savunmaktayız.

Eğer insanlar Türklük bilinç ve duygusunun ırkçılık olmadığını, millet ile ırkın aynı anlama gelmediğini bilseler ve Türklük ile ilgili bilincin kültürel birlik simgesi olduğunu düşünseler, meseleye ırkçılık damgası vurmayacaklardır.

Sonuçta davranışlarımızı belirleyen şey düşüncelerimizdir. Farklı düşünenler olacaktır. Önemli olan farklı düşünenleri yok etmeye kalkmadan insanımızın ortak paydalarını ve ideallerini güçlendirmek ve ayrışan yönlerini bilinç düzeyinde önemsizleştirmek olmalıdır.

Sonsöz olarak Büyük Devlet Adamı Ebulfez Elçibey’in özdeyişini hatırlatmak istiyorum: “Türk değilim diyene karşı sakın ısrar etmeyin. Allah’ın bahş ettiği (bağışladığı) şerefi istemeyen şerefsize biz zorla şeref verecek değiliz ya!.” Elçibey’in bu özdeyişiyle Atatürk’ün “ne mutlu Türk’üm diyene” özdeyişi aynı anlamdadır. Zorla güzellik olmaz. Bizim sözümüz isteyene, istemeyene hiç bir gerekçeyle zorlama yaklaşımımız olamaz.

Önemli olan hissettiklerimizdir. Biz memleketimizin gelecekteki güzelliklerini bu veciz sözlerle hissediyoruz. Geleceğimizde çok güzel beklentilerimiz ve ideallerimiz vardır. Varlığımız memleketimize ve Türk Milletine armağan olsun.

 

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.

Yorumunuz
Toplam (1) adet yorum yapılmıştır
Aydın Derin 26.10.2018 10:00:54
Hiç bir şey yazmadan İMZA diyorum.Eyvallah Mustafa hocam.
Yazarlarımız


TOPLUMSAL YAPIMIZ BOZULUYOR

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Yeşilyurt’u ‘ insan odaklı’ yatırımlarla büyütme çabasının yanında esnaf ve vatandaşlarla bir araya
Başkan Çınar, ''Hemşerilerimiz
İnönü Üniversitesi'nden Kamuoy
MTÖܒde ‘Kariyer ve Marka Sohb
Yeşilyurt’un Tek Mimar Aday Ad
Süreci Kirletenler Kim ?
Yazıhan’da Nevzat Öztürk’le Yo
Kuluncak’ta Mehmet Hoca Rakips
Malatya’da Düğümü Gürkan’ın Ka
Battalgazi’de Murat Nalçacı İs
Ata Yadigârı Eserlerin Kent Mü
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.