20 Mart 2019 Çarşamba

SOBA (Atilla Kantarcı Yazdı ) Malatya'nın sevilen Muhtarı; Mehmet Özpolat yaşamını yitirdi... Huzur Evinde sanat Müziği konseri Emine Akkurt :Yeşilyurt’ta bir demokrasi destanı yazacağız Battalgazi Belediyesi’nden Görkemli Açılış AK Parti Malatya'da çöküşte Malatya’da Uyuşturucu Operasyonu Jandarma’dan PKK -KCK Operasyonu ''Gönül belediyeciliği destanını bizler yazacağız, Türkiye okuyacak'' Akçadağ'da Kazgan farkı açıyor..
TÜCCAR PAZARI ( Atilla Kantarcı Yazdı )

Gözünüzü kapayın ve bir an için 1960 lı yıllara döndüğünüzü hayal edin..

21.12.2018 12:52:31   

 

O yıllarda, yıkılan eski belediye binasına sırtınızı verip aşağı doğru yürüseydiniz, sol tarafta “kuyumcular çarşısı”nı görürdünüz. Sağ tarafta nispeten daha küçük çapta iş yapan Cumhuriyet çarşısının güler yüzlü manifaturacıları karşılardı sizi. Söğütlü caminin yanından aşağı doğru indiğinizde sağlı sollu dükkanların oluşturduğu, şehrin hatırı sayılır büyük esnaflarının yer aldığı “Tüccar Pazarı”yla karşılaşırdınız. Daha ilerisi sağa ve sola ayrılan sokaklarıyla “Ayakkabıcı Pazarı”ydı. Buranın hemen bir altı, insanların sebze meyve, yağ peynir ihtiyaçlarını karşıladıkları “Ganere” idi. Ganere’nin yan tarafında ise “Yoğurtçu Pazarı” vardı. Daha sonra “Kasap Pazarı”, “Buğday Pazarı” (Arasa), “Demirci Pazarı” ve “Bakırcı Pazarı” gelirdi. Yani kısaca köyden alış veriş için gelen biri, beşyüz metre yarı çaplı bir alanda, etinden, kumaşına, bileziğinden, sebzesine kadar tüm alış verişini hiç zorlanmadan yapar ve köyüne dönerdi. 
Mükemmel bir şehir planlaması değil mi?
Konumuz bu değildi ama bunları anlatma gereği duydum. Konumuza dönersek, Tüccar Pazarı, şehrin yerlilerinin ve varlıklı insanlarının oluşturduğu bir arasta idi. Zaten buranın esnafının çoğu altmışlı yılların ortalarında İstanbul’a gitmiş ve Türkiye ekonomisine katkı sağlayan büyük tekstil fabrikaları kurmuşlardır.
Tüccar Pazarı kendine has kuralları olan bir yerdi. Sabah namazından sonra çarşıya gelen esnaf, bereket duası edildikten sonra besmeleyle dükkanlarını açardı. Dükkan dediysem, şimdiki dükkanlar gibi düşünmeyin. Dükkanların tümü kerpiç ve üzeri dam şeklindeydi. Dükkandan içeri girince “Edep ya Hu” yazılı tabela karşılardı sizi, çıkarken de “Bu da geçer ya Hu” tabelasıyla uğurlanırdınız. Esnaflar bir iş için bir yere gidecek olsalar dükkanın girişine bir tabure bırakırlar ve öyle giderlerdi. Dükkan kapatmak akıllarına bile gelmezdi. İnsanların birbirine inanıp güvendiği yıllardı. Ben siftah ettim komşum siftah etmedi ondan alış veriş yapın deme erdemini gösterebilen insanların olduğu, ahilik kültürünün bir yaşam biçimi olarak algılandığı bir yerdi. 
Yerden 70-80cm yüksekliğindeki dükkanların vitrinleri, camekanları ve kapıları yoktu. Alttan ve üstten akardeon gibi katlanan tahta darabalarla kapatılırdı. Kışın metrelerce karın yağdığı o günlerde damlar kürünür ve loğlanırdı. Her tarafı açık olan dükkanlarda soba kurma imkanı olmadığı için esnaf mangallarla ısınmaya çalışırdı.
Dükkan açıldıktan sonra esnaflar mangallarını dükkanlarının önüne bırakıp temizliğe başlardı. Saltoğlu hamamının bitişiğindeki çay ocağının garsonu Şükrü, elinde kürekle gelir, her esnafın mangalına bir miktar kor halde kömür bırakırdı. Daha sonra esnaf kömürü yelleyerek gayılmasını sağlardı. Bu esnada çarşının üzeri bir duman bulutuyla kaplanır, bunu gören yabancılar yangın çıkmış zannederdi. Yanan mangal içeri alınıp üzeri külle kapatılır, çok hatırlı müşteri geldiğinde kül açılır ateş açığa çıkarılırdı. Esnaf yün kuşak bağlayarak, sıkı sıkı giyinerek soğukla mücadele etmeye çalışırlardı. Karda kışta esnaflık yapmak zor işti vesselam. 
Bütün bu zor şartlara ve soğuğa rağmen insanlar arasındaki dostluk ve sıcaklık havayı ısıtırdı. Sabah kahvaltıları ve öğlen yemekleri hep bir arada yenir, sağlam dostluklar oluşurdu. Birbirlerine çeşitli şakalar yapar ve eğlenirlerdi. Esnaflar, genellikle bu bölgede vakit geçiren delilerimiz Deli Gaffar, Gız Mahmut, İzo ve Onyedili’yi korur, kollar ve her türlü ihtiyaçlarını karşılarlardı.
Tüccar Pazarının en başında bakkallık yapan Hamdi Kiğılı çok mukallit bir insandı. Metrelerce kar yağdığı bir gün, komşusu Hacı Gül’e bir muziplik yapmak ister. O gün erkenden gelip, çarşının getir götür işlerine bakan Sofu Dayı’ya kendi damının üzerindeki karları Hacı Gül’ün dükkanının önüne kürümesini söyler. Damdaki metrelerce kar, komşunun dükkanının önüne kürününce zaten cephesi küçük olan dükkan tamamen kaybolur. Bu da yetmezmiş gibi, kendi dükkanının önünü de tertemiz edip onları da komşunun dükkanının önüne atınca komşunun dükkanı kardan bir tepenin arkasında kaybolmuştur. Sıra komşusu Hacı Gül’ü beklemeye gelmiştir. Zavallı komşu dükkanı açmak için geldiğinde şok geçirir, aman Allahım dükkan kardan kaybolmuş fakat komşusu Hamdi Dayının dükkanının önü pırıl pırıldır.
Hamdi Dayı ise karşıda olanları izlemektedir. 
Zavallı Hacı Gül bir kendi dükkanının önüne bakar, bir de komşusunun temizlenmiş dükkanının önüne, ve saf saf Hamdi Dayıya sorar;
“Ula Hamdi senin garın nerede”
Hamdi Dayı kendini aptallığa vurarak;
“Gardaş, ayıp değil mi? O nasıl soru, benim garım senin gelinin olur, o da evde”
“Ula p....enk ben evdeki garını sormuyum, dükkanının önündeki garını soruyum”.
Böyle şakalar şimdi yapılabilir mi sizce?
Dilerseniz Tüccar Pazarının rahle-i tedrisinden geçen o yılların esnaflarını bir yad edelim...
Önce Cumhuriyet çarşısındaki esnaflara bir göz atalım. Faik Almendi, H. Mehmet Korkusuz (İtalyan Pazarı), Abdullah Karakuş (Nuri Karakuş’un babası), Mustafa Erbaş (Ufuk Erbaş’ın babası), Zihni Duman, Mehmet Kutlu, Osman İplikçi, Atıf Korkusuz bu çarşının başlıca esnaflarındandı.
Söğütlü Cami sırasının en başında Şemsi ve Vahap Narin’in dükkanı bulunmaktaydı, yanında Şemsi Narin’in oğlu ve torunu, Hacı Mehmet ve Necdet Narin’in dükkanı vardı. Yanında Hüsnü Kırçuval ve oğlu Muzaffer Kırçuval’ın, Nevzat ve Tahsin Elmalı’nın dükkanları onun bitişiğinde ise belediye eski başkanımız Seyhan Semercioğlu’nun babası Sami Semercioğlu’nun dükkanı vardı. Muzaffer Elmalı, Necati Keçeci, Ohannes Alıcı ve Veysel Dönmezer’in dükkanları bunların bitişiğindeydi. Daha sonra sırayla, Murat Kölük, Mahmut Şeftalicioğlu, İbrahim ve oğlu Fahrettin Hanlıoğlu ile Sabri Ertuğ’un dükkanları gelirdi. Bu sırayı Söğütlü Caminin büyük giriş kapısı keserdi. Kapıdan sonraki esnaflar, Sıddık ve Mustafa Çekmegil, Remzi Bölükbaşı, ve Hamit Işık’dı. 
Söğütlü caminin karşı sırasında en başta bakkal Hamdi Kığılı, yanında Hacı Gül ve daha sonra belediye başkanımız olacak Turgut Temelli’nin dükkanları vardı. Yanında Çalık gurubunun kurucusu, Ahmet Çalık’ın babası Mahmut Çalık ve Mılla Kadir’in Hasan dedikleri, Hasan Akbez ve oğlu Adil Akbez’in dükkanları vardı. Daha sonra, Muharrem Gülbay, Ali Rıza ve Yahya İnan ve Kölük ailesinin babaları Hüseyin Kölük’ün manifatura dükkanları gelirdi. Hacı Mustafa Aksoğan’ın (Mimar Lütfü Aksoğan’ın babası) dükkanı, Şükrü Almalı’nın dükkanı, Abdullah ve Ahmet Kığılı’nın dükkanları bunlardan sonraydı. Eski Milli Eğitim Bakanımız Metin Emiroğlu’nun babası Cezmi Emiroğlu da buranın esnaflarındandı. Ayrıca Ömer Şavata, Nevzat Paluluoğlu, Sabri Ertuğ, Muammer Elmalı, Mehmet Ali, Hakkı ve Adil Öztemiz’in dükkanları yol boyunca sıralanmıştı. İleriki yıllarda İstanbul’da büyük tekstil fabrikaları kuracak olan İbrahim, Şahin Nalbant ve Rahmi Akıncı, İstanbul’da büyük iş adamı olan Hulusi ve Sami Ağan Tüccar Pazarının havasını soluyan esnaflardandı. Mustafa Cüre, Şevket Şahintürk, Nusret Nebioğlu, Abdullah Gürer, Efe garajının sahibi Zühtü Efe, Rıfat Mazıcı, İmam Dayı, Hüseyin Akın ve halen kapalı çarşıda bu işe devam eden Hacı Demirhan, Tüccar Pazarı okulundan yetişen esnaflardandır.
Yıkılan Söğütlü Caminin giriş kapısının karşısına “bedesten” denirdi. Burada da sonradan İstanbul’da büyük işlere imza atacak olan Kadir Eriş’in dükkanı bulunmaktaydı. Kadir Eriş daha sonra eski ticaret odası altındaki yerine taşınıp Malatya’da bir ilk olan sigortacılığa başladı. Daha sonra İstanbul’a gitti. Bedestende İsmet Şeftalicioğlu, Sadık Dönmezer, Mevlit Partal ve Yusuf Porgalı’nın dükkanları vardı. 
Her biri bir bölüm halinde yazılmayı hak eden bu esnafların başarı öykülerini anlatmak için kitaplar dolusu yazmam gerekir. Bu yüzden içlerinden birinin, Hacı Mehmet Narin’in başarı öyküsünü kısaca anlatacağım.
H.Mehmet Narin’in dedesi Mahmut Efendi 1800 lü yılların ortalarında, Eski Malatya’dan, Malatya’ya göçtüklerinde, bir miktar arazi alıp Adafı’ya (Koyunoğlu mah) yerleşirler. 1878 yılında oğlu Şemsi doğar. 1918 yılında Şemsi Efendinin de bir oğlu olur ve adını Mehmet koyarlar. Şemsi Efendi 1920 yılında arazisinin bir kısmını satıp Tüccar Pazarında bir manifatura dükkanı açar. Oğlu Mehmet biraz büyüyünce o da babasına yardım için dükkanda çıraklığa başlar. Bu Mehmet Narin’in askere gidişine kadar böyle devam eder. Babası Şemsi Beyin yanında esnaflığın tüm inceliklerini öğrenen H.Mehmet Narin asker dönüşü kendi dükkanını açmak için babasından izin ister ve izin çıkınca da kendi dükkanını açar. İleri görüşlü biri olan Mehmet Narin, Tüccar Pazarında devrim niteliğinde işler yaparak komşularına örnek olur. Yerden 70 cm yüksekte olan dükkanı zemin seviyesine indirip tabanı ahşap döşemeyle kaplar, üstüne üstlük bir de halı serer. Küçük de olsa bir vitrin yapıp dükkanı cam ve çerçeveyle korunaklı hale getirir. Tahta darabaları kaldırıp saçtan daraba yaptırır. En önemlisi dükkana elektrik çektirir ve dükkanını devrine göre modern bir dükkan haline getirir. Çoğu insan ona elektriğin gereksiz olduğunu söyler. Çünkü dükkanların açık kalma süresi güneş ışığına bağlıydı, yani güneşin doğuşuyla açılan dükkanlar güneşin batışıyla kapanmak zorundaydı.
H.Mehmet Narin’in vefatından sonra çocukları Necdet ve Çetin Narin baba mesleğine hala devam etmektedirler.
Çoğunluğu hayatta olmayan, bir döneme damga vuran ve Malatya ekonomisine yön veren değerlerimizi sizlere anlatmaya çalıştım. O günleri ve o insanları anlatabildiysem ne mutlu bana...
Ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı bir ömür diliyorum...
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına...


     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


Yaşadığı Şehire Değer Katan Bir İsim: Ömer Urhal

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Bizim çağalığımızda kaloriferli ev yok denecek kadar azd
SOBA (Atilla Kantarcı Yazdı )
Malatya'nın sevilen Muhtarı;
Huzur Evinde sanat Müziği kons
Emine Akkurt :Yeşilyurt’ta bir
Battalgazi Belediyesi’nden Gör
Jandarma’dan PKK -KCK Operasyo
AK Parti Malatya'da çöküşte
Malatya’da Uyuşturucu Operasyo
''Gönül belediyeciliği destanı
Akçadağ'da Kazgan farkı açıyo
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.