24 Ekim 2019 Perşembe

HDP’lilere Terör Propagandasından Gözaltı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi 28 Ekim’de Hizmete Başlıyor Yazıhan Eğitimde Yeni Bir İlke Daha İmza Attı Başkan Gürkan’dan İl Emniyet Müdürü Dağdeviren’e ziyaret “ÖTV’siz Engelli Araç Alımından Tüm Gazilerimiz Yararlanmalıdır.” Gürkan: Gece Gündüz Malatya İçin Çalışıyoruz PTT Başmüdürü Coşkun’dan Vali Baruş’a Ziyaret Malatya Sanayisi ASELSAN’la buluştu Çeşitli Suçlarda Aranan Beş Kişi Yakalandı Yeşilyurt Belediye Personellerinden Örnek Davranış!
Milli Bilinç Toplumsal Geleceğin Sigortasıdır

Toplumsal yapıda yaşamını sürdüren insanların, tarihsel anlamda, geçmişten bugüne kadar toplumlarının serüvenlerinin bilincinde olmasına milli bilinç adı verilmektedir. Bu, bireysel olmaktan daha ziyade toplumsal bir anlamı olan bilinç düzeyini anlatan bir meseledir.

19.9.2019 23:28:22   

 

Toplumların kendi tarihleri konusundaki bilinçleri şeklinde de ifade edebileceğimiz milli bilinç meselesi, toplumları dış tehditlere karşı koruyan, insanların topyekün olarak göstermiş olduğu reflekslerini de anlatmaktadır. Beylik sözlerden olan “geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz” sözünün de, aslında dayanağını tarih bilinci oluşturmaktadır.

Milli bilinç olgusundan uzak olan milletlerin çok kolay bir biçimde kimlik krizi yaşadıkları, toplumsal refleksleri olmadığı ya da yetersiz olduğu için çabuk teslim oldukları, bilinç düzeylerinin yetersizliği sebebiyle nesillerine kültür intikali yapmak konusunda sıkıntı yaşadıkları ve toplumdaki ortak değerlerini bilemedikleri ya da bilseler de onları içselleştiremedikleri görülebilmektedir.

Kendi kendine yabancılaşmış insanlardan oluşan toplumsal yapılarda, bu durumu tetikleyen ve düzelmesini zorlaştıran milli bilinç eksikliğidir. Aslında, bu, bir tür toplumsal hastalık ya da moda deyimiyle kanser gibi bir şeydir. Toplumun bütünleşme kanallarında bu hastalıktan dolayı tıkanıklıklar oluşmaktadır. Bünye bu tıkanıklıktan etkilenip sarsıntı yaşayabilecektir.

Türkiye açısından bu husus düşünüldüğünde, önemli hatırlatmalar yapmak gerekecektir. Türk Tarihi’nin uzun ve köklü geçmişi bütün otoritelerin kabul ettiği ve üzerinde uzlaşma sağladığı bir gerçektir. Bu köklü ve sağlam geçmişe rağmen, insanlarımızın milli bilinç düzeyinin yeterli olduğunu söyleyebilmemiz mümkün değildir. Tarihsel serüvenin ihtişamından bihaber insanların sayısı azımsanamayacak düzeyde olduğu gibi, haberdar olanların da idraklerinin yeterli olduğu söylenemez.

Tarihin bilinmesi ve bu konuda bilinçlilik neyi ifade eder?

Tabii ki toplumda yaşayan insanların toplumlarına bağlılıklarının en önemli göstergelerinden biri milli tarih bilinci olacaktır. İnsanların ülkelerine, milletlerine ve toplumlarına içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı gösterebilecekleri reflekslerini de milli tarih bilinci tayin edecektir. Sahip oldukları kültürleri, toplumsal değerleri, kahramanları vs. gibi önemli hususiyetleri öğrenmeleri ve öğretmeleri de milli bilinç ile mümkün olacaktır.

Bu önemli hususlar ile bağlantılı olarak insanlar önemli kazanımlar elde ederler. Yani çeşitli kalkışmalar, istilalar, darbeler, kültürel emperyalizm örneği olan saldırılara karşı koyabilmek bilinçli bir toplumsal yapının varlığına bağlıdır. İnsanlarda var olan bilinç düzeyi, onların farkındalığını da etkileyeceği için, insanların neye karşı koyacaklarını bilmeleri de bilinç düzeyleriyle bağlantılı olacaktır.

Son dönemlerde, yeni nesillerde tarihsel geçmiş ile barışık yaşamamakla bağlantılı olabilecek bilinç düzeyi yetersizlikleri gözlemlenmektedir. Toplumumuzun geçmişinin hangi mücadelelerle kurulduğu, bu mücadeleleri gerçekleştiren kahramanların kimler olduğu ve ne gibi fedakarlıklar yaptıkları, coğrafyamızın nasıl vatan haline getirildiği konusunda bilgi sahibi olmayan çokça insana rastlanmaktadır. Bilmemeleri ve öğrenmemelerinden kaynaklı olarak yurdu için kahraman olmuş insanları tanımama, bilememe ve hatta bilip da alay etme davranışlarıyla karşı karşıya kalınmaktadır. İsim ve örnek vermenin çok önemli olmadığı bu durum, kültür emperyalizminin istila ettiği insanlar ve bu insanlardan etkilenen insanların toplumun tarihi, tarihsel kahramanları, efsanevi olayları ile açıkça alay etmeleri gibi patalojik vakalarla karşı karşıya kalınmaktadır.

Aslında, nerede ve kim adına yetiştirildikleri de çok gizli olmayan bu tür şahsiyetlerin milli direnç noktalarını yok etmek ve sinir uçlarını duyarsız hale getirmek gibi bir kültürel emperyalizm politikasının takipçileri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bir millet ya da toplum; tarihi, kahramanları, hikayeleri ve hatıraları ile yaşadıkça, geleceğe daha doğru ve emin adımlarla ilerleyecektir. Geçmişinde karşılaştıkları hadiselerin kendilerinde bıraktıkları izlerin etkisiyle gelecekteki hadiselere karşı duyarlı olmayı başarabilecektir.

Bu vesileyle diyorum ki; “tarihini bilmeyenlerin coğrafi sınırlarını başkaları çizer”, felsefesinden dolayı nesillerine tarihini öğretmeyenin millet olarak iddiasının olamayacağı açıktır. Dünyada bir millet olarak varım diyebilmek için, bilinçli ve tarihinden, coğrafyasından haberdar insanlar yetiştirmek gerekmektedir. Eğitiminiz ile hangi meslekten insan yetiştirirseniz yetiştirin, ama mutlaka bilinçli yetiştirin. Mesleği ne olursa olsun tarihsel geçmişinden habersiz bir birey olmasın. Toplumunun geçmişindeki hadiseleri bilemeyen her meslek mensubu insanda ideal eksikliği olacaktır. İdeal eksikliği olmaması için de milli bilince sahip insan olması gerekecektir.

“İdealsiz insan boş çuval gibidir, ayakta duramaz” biçimindeki sözü “bilinçten yoksun olan bir toplum, içi boş olur. Boş olunca da ayakta kalamaz” diye reorganize etmek istiyorum.

Okullardan her şeyi beklemeyerek, çocuklarımızı geçmişi ile tarihi ile barışık yetiştirelim. Bilinçli birey olarak yetiştirelim. Toplumunu, milletini ve devletini seven bireyler olarak yetiştirelim. Hastalıklı bir millet düşmanı olarak yetiştirmeyelim.

Gelecek, onu tasarlayabilenlerindir. Yani gelecek bilinçli insanlardan oluşan toplumlarındır diyerek noktalayalım.


     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


KAYBEDEN BEN DEĞİLİM

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü, “Temiz Okul, Sağlıklı Okul” proj
Yazıhan Eğitimde Yeni Bir İlke
HDP’lilere Terör Propagandası
Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi
Başkan Gürkan’dan İl Emniyet M
“ÖTV’siz Engelli Araç Alımında
Gürkan: Gece Gündüz Malatya İ
PTT Başmüdürü Coşkun’dan Vali
Malatya Sanayisi ASELSAN’la bu
Çeşitli Suçlarda Aranan Beş
Kadın Trençkot Nasıl Seçilmeli
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.