27 Ocak 2020 Pazartesi

Malatya'da kaç konutun deprem sigortası var? Malatya Fayı Yakın Bir Zamanda 7.0’den büyük bir deprem üretecek AFAD: Elazığ ve Malatya'da müdahale ve iyileştirme çalışmaları sürüyor Pütürge ve Doganyol'da yollarda deprem sonrası çatlaklar oluştu Dev kaya parçaları depremden sonra yolu kapattı Rektör Karabulut Depremzedeleri Yanlız Bırakmadı Valilik Deprem İle İlgili Son durumu Açıkladı Özdemir Ailesinin Acı Günü İYİ Parti lideri Akşener, Doğanyol'da Yeşilyurt Belediyesi Vergi Borçlarını 3 Ay Erteledi
AH O GÜNLER AH (Atilla Kantarcı Yazdı )

Teknoloji fakiri olduğumuz günlerdi.

20.12.2019 11:52:55   

 

Eskiden her evde buzdolabı bulunmazdı, tel dolaplarla idare ederdik, kış damları, su damları işimizi görürdü, telefon yok denecek kadar azdı. Mahallede bir veya iki evde telefon olurdu.
Elektronik eşya mı?
O ne demek! Çeyiz sandığı gibi radyolarımızdan, bir de her gelin kızın rüyası "Zetina" dikiş makinalarımızdan başka birşey hatırlamıyorum.
Ot süpürgelerden sonra evimize giren "gırgır" dönemin teknolojisinin geldiği son noktaydı!!!
Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, klimaları, hava yastıkları yoktu, kaloriferleri varla yok arasındaydı, direksiyon o kadar sertti ki, çevirmekten pazılarımız güreşçilerin pazılarıyla yarışırdı. Arka koltuk hiç tehlikeli değildi üstelik çocuklar için daha eğlenceliydi!.
Hangi evde kalorifer vardı ki, sobanın suyu mu çıkmıştı!
Bisiklete kasksız binilebiliyordu, üstelik önümüze bir kişi, arkamıza da bir kişi alarak.
Havuzlu, saunalı yaşam merkezleri yoktu ama yine de derelerde çimer ve donlarımızı da çalılarda kuruturduk.
Sularımız da klorlanmazdı ama şu rota virüsü neyse ona da hiç yakalanmazdık.
Sterilize edilmiş su şişelerinden değil, bahçe hortumlarından, cami çeşmelerinden kana kana kündübek(Gündüzbey) suyunu içerdik, hiç de hasta olmazdık.
Televizyon yoktu, varsın olmasın: Yeni Melek sinemasının, 10.30 matinesinin canı sağ olsun, bir girerdik üç film birden seyreder çıkardık.
Cep telefonu olmadığı için nerede olduğumuz nerelerde gezdiğimiz kolay kolay bilinmezdi. Tek şart vardı: Yerler mühürlenmeden evde olmak.
Öğretmen okulda kulağınızı çekmiş, kafanızı patlatmış, kimse şikayet etmezdi. Bunlar sıradan olaylar olarak görünürdü. Eti senin kemiği bizim demişlerdi bir kere!!!
Sokakta arkadaşlar arasındaki kavgada, kafa göz kırılsa da komşu komşuyla mahkemelik olmazdı.
Bolca bastughlar, kuru üzümler, kesmeceler, ballar, pekmezler yerdik ama sırım gibiydik. Hem yediğimiz doğaldı hem de yediğimizi yakacak ortamımız vardı. Her şey tabii idi, çünkü insanlar Allahtan korkar, insanların yiyecek, içecekleriyle uğraşmazlardı. Kola, ketçap, mayonez, cips gibi tamamen katkılı ve insan sağlığına zararlı yiyecekler henüz ülkemize gelmemişti.
Biz de bu eksiği, sağlıklı ve katkısız domates ve biber salçasıyla kapatırdık.
Cep telefonu, bilgisayar ve bunların değişik bin türlü oyunları yoktu. Bunların yerine sanal değil, kanlı ve canlı dertleşebildiğimiz arkadaşlarımız vardı.
Kredi kartı da ülkemize gelmemişti. İhtiyacımız da yoktu, istediğimiz mağazadan taksitle üstelik faizsiz alış veriş yapabilirdik. Para lazımsa bakkal Battal Emmi den alınır, deftere, elden diye yazılırdı.
Üstelik vade farkı, faiz işletilmeden...
Sınıfta kalma sıradan bir olaydı, çift dikiş yapılır bundan dolayı kimse psikiyatriste veya psikoloğa gitmezdi.
Konsantrasyon bozukluğu, hiperaktivite tıp literatürüne girmemişti henüz!!!
Sokaksız yaşayamazdık, sokağa çıkınca da bütün sorunlar biter, oyunlar oynar, çocukça sohbetler eder, gittiğimiz filmi en ufak ayrıntısına kadar, birbirimize anlatır, altıda haftaym! onikide biten maçlar yapar, anamız "yerler möhürlendi haydi eve" deyince, vücudumuz yorgun ve yara bere içinde ama beynimiz sıfırlanmış, pırıl pırıl bir beyinle eve giderdik.
Herkesin cebinde silah, arabasında pompalı tüfek bulunmazdı. Haraç almak için kafeler kurşunlanmaz, insanlar öldürülmezdi...
Şimdiki yeni yetme çağalar, bizim bu organik yaşantımızı sıkıcı bulabilirler, varsın bulsunlar, canları sağolsun.
Ama biz çok güzel ve çok mutlu yaşadık...
Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...
Atilla Kantarcı

Not: Değerli Atilla Kantarcı abimizin güzel yazısının altına Rahmetli annemin dikiş makinası ile çekilmiş resmini koymak istedim.İşte eski günler Ah..Kalemine sağlık Atilla Abi...( Remzi Hayta )

     Yazdır Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.
Yazarlarımız


GAZETECİLİK ÜZERİNE…

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  Prof. Dr. MUSTAFA TALAS
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI
  NAZAN ÖĞÜT TEKİN

Anket

Aktif Anket Bulunamadı
Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
Benler cilt kanserinin habercisi demek

Çok Okunanlar
Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Malatya'da 62 bin 680 konutun zorunlu deprem sigortası poliçesine sah
Malatya'da kaç konutun deprem
Malatya Fayı Yakın Bir Zamanda
AFAD: Elazığ ve Malatya'da müd
Pütürge ve Doganyol'da yollard
Dev kaya parçaları depremden s
Rektör Karabulut Depremzedeler
Valilik Deprem İle İlgili Son
Özdemir Ailesinin Acı Günü
İYİ Parti lideri Akşener, Doğa
Yeşilyurt Belediyesi Vergi Bor
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.