Hayat
bazen öyle acımasız öyle zalim oluyor ki...Hiç bir şey den korkmuyorum da
korktuğum tek şey...en sevdiğin, değer verdiğin insanın seni üzmesi sana zarar
vermesi...
bu apayrı
bir sıkıntı. Ama başka zorlukları da yaşadığım bir gerçek.
Herkes
benim çok uyanık, çok akıllı olduğumu söylüyor ya gülüyorum. Akıllı değilim.
Kör bile düştüğü kuyuya bir kez düşermiş. Ya benim düşmelerim?… Ne zaman
akıllanacağım ben?
Neden
insanlara ne yaparlarsa yapsınlar, güven duymaya devam ediyorum?
Neden
insanlık için hep kavgam? Kazanan kim? Kaybeden kim?
Herkes
bir değil, biri yanlış yaptı diye herkese düşman olacak değilim diyorum.
Olmuyorum da ...Ama kime “canım “ desem “CANIN ÇIKSIN” muamelesi görüyorum.
Bazen en
yakınımızda ki insanları bile tanıyamıyoruz. Bize göre bizim sevdiklerimiz
kusursuz. Onları kaf dağına çıkaran da biziz. Orada gören de… Onlarda bize uyup
kendilerini kaf dağında görmeye başlayınca “buyurun buradan yakalım!”
Bazen
yaşadıklarımı düşününce, nasıl bu kadar çok hayal kırıklığına rağmen sevgiye
inancımı yitirmediğime hayret ediyorum. Böyle bir şey nasıl oluyor bilmiyorum.
Bir
insanı tanıyorsunuz seviyorsunuz güveniyorsunuz ve onun için bir şeyler yapmak
istiyorsunuz. Arka çıkıyorsunuz kefil oluyorsunuz. Yüreğinizi, kellenizi ortaya
koyuyorsunuz…
Ama çok
geçmeden onun gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Şok geçiriyorsunuz. Sizin tanıdığınız
insan değil o…”Bunca zaman nasıl görememişim gerçeği” diye kahroluyorsunuz. Siz
mi körsünüz, karşınızdaki mi mükemmel bir oyuncuydu? Galiba öyle…
Bu
durumda kimi suçlayacaksınız? Size hep mükemmeli, sevecen, dürüst, namusluyu
oynayan onu mu? Kör gibi gözünüzü, sağır gibi kulağınızı ona , onun
yaptıklarına tıkayan size mi? Ben hep kendime kızıp hep kendi kendime tükendim.
Hiç sen şu’sun sen bu’sun demedim, demeyi yediremedim kendime. Karşınızdaki
zaten biliyor ki bu duruma düşmüşsünüz. Birde ona “BEN
KERİZ’im, beni ne güzel aldattın ya helal olsun “ mu demeliyim
sizce?
Çevreme
bakıyorum da insanlar kendi suçlarını bile bir kılıf bulup başkalarına atarken,
benim suçu hep kendimde bulmamın cezayı hep kendime kesmemin sizce
adı ne?
Ama
düşünseniz ya benim bir kaybım yok. Kaldı ki benim kadar özverili, verici,
fedakar birini kendi elleriyle yok eden, biri değil mi asıl kaybeden?
Yok
Karadutum yok. Ben bu dünyanın insanı değilim. Düşünüyorum, yazıyorum, ama
uygulayamıyorum bana yaşatılanları. Ben onlar gibi olamıyorum.
Bunun adı
kerizlik ise ben kerizim.
Bunun adı
delilikse ben zaten deliyim.
Bunun adı
zayıflıksa kabulüm: Ama ben bunca hayal kırıklıklarının bile üstesinden
gelebildiğime göre çok güçlüyüm aslında.
Ben kendi
adıma vicdanen rahatım.
Ben
geceleri yatağıma yattığımda, yaptıklarımdan utanç duymuyorum.
Benim
kendimden ve Allahtan başka kimseye verilecek hesabım yok.
O zaman
kahrolmanın,kendimi kahretmenin de bir anlamı da yok