Halkını bombalamayı, zulümleri, katliamları bırak!
3 günlük dünya, 2 günlük saltanat için buna değmez. Bak baban da geberdi gitti! Sen de 3-5 gün sonra baban gibi aynı mukadderatı paylaşacaksın.
Biliyorum, sen beni tanımazsın, bilmezsin. Nereden bileceksin.
Belki seninle bu dünyada hiç konuşmayacak, tanışmayacak ve yüz yüze bile gelmeyeceğiz.
Ama unutma ki, bir de ebedi hakikat olan ahiret yurdu var. Muhtemelen seninle orada yüzleşeceğiz. Ve milyonlarca müslüman gibi ben de senin yakana yapışacağım. Allah'ın hesap gününde senden şikayetçi olacağız. Döktüğün kanların, aldığın canların, yıktığın evlerin, söndürdüğün ocakların bir bir hesabını vereceksin.
Hangi zalim hangi firavun, korkunç akıbetinden kaçabildi ki.
Etme, tutma!
Zaman yakınken, bu zulümden vazgeç!
Allah'tan kork!
Allah'ın vadettiği yüce hakikatin, o korkunç günün gelmeyeceğini mi sanıyorsun?
Bak, babanın mezarını dinle, kulağını daya kara toprağa, zebanilerin ve cehennem meleklerinin elinde azap çeken babanın feryadına kulak ver. Sana sesleniyor, "Oğlum Beşşar, ben yaptım sen yapma! Burada benim anamı ağlatıyorlar!"
Aklını başına topla!
Deyyus!
Ne istiyorsun sen halkından!
Sende utanma arlanma yok mu?
Baas köpeği!
Salyalarını akıta akıta zulüm kusuyorsun!
Hangi zalim kurtuldu ki!
Kaddafi mi?
Hüsnü Namübarek mi?
Bahreyn, Yemen ve Tunus kasapları mı?
Senin sonun da onlar gibi olacak.
Hadi son kez sesleniyorum sana!
Tarihe son zalim diktatör olarak mı yoksa halkının sesine kulak veren şerefli bir Suriyeli olarak mı geçmek istersin?
Şunu iyi bil ki, yarın şafak söktüğünde, son nefesini, katliamları planladığın sarayının enkazında alacaksın.
Sen de Kaddafi zalimi gibi, bir lağım çukurunda, kendi halkının eline düşecek ve onlardan af dileceksin!
Ama nafile!
Benden söylemesi Beşşar!