Geçen gün öğlen saatlerinde birkaç işimi halletmek için şehir merkezinde yaya olarak dolaşmam gerekiyordu. Atatürk Parkı’nın önünde karşımdan gelen ve elinde ayet kartları satan malum gençlerden birisi adeta saldırır gibi üzerime geldi ve “İki çocuğunun başı için bir tane al” dedi. (Nereden biliyorlarsa iki çocuğum olduğunu!)
“Git kardeşim işine “diye biraz sertçe tepki gösterince bu defa bana deyim yerindeyse “dayılanarak” ve homurdanarak çekti gitti.
Sonra, arkadaşlarımın son zamanlarda bu kişilerden sıkça şikayet ettikleri aklıma geldi. Şehir merkezinin yanı sıra özellikle Turgut Özal Bulvarı’nda duraklarda bekleyen insanları “İlle bir tane al” diye taciz ediyorlar ve almak istemeyenlerin bayanların peşine düşerek ısrarcı oluyorlarmış.
Tabi özellikle bayanlar da kapkaççı da olabileceklerini düşünerek çok rahatsız oluyorlarmış.
Nedense polislerin de gördükleri halde bu kişilerle ilgili hiçbir işlem yapmadığına şahit olmuşumdur. Sanki yasal bir iş yapıyorlarmış gibi şehirde insanları rahatsız etmeye devam ediyorlar…
Derken İnönü Caddesi’ne geldiğimde, bu kez tam bir savaş alanının içinde buldum kendimi. Zabıta seyyar satıcıları topluyordu, polis eşliğinde ve ortalık ana-baba günüydü. Direnen bazı seyyarlar polis tarafından zorla ekip arabasına alınıyor, tezgahları ise mallarıyla birlikte zabıta arabasına atılıyordu.
Şimdi burada durmak ve meselenin farklı bir tarafına bakmak istiyorum.
Eğer, Adana’da seyyar satıcıların sayısı bu kadar fazlaysa ve şehir merkezinde neredeyse seyyarlardan geçecek yol kalmıyorsa bunun sorumlusu en başta, şehri seyyarlardan temizlemek isteyen yöneticilerdir.
Çünkü bir iki gün seyyar satıcıları kaldırıyorlar sonra bir-iki ay unutuyorlar ve o arada seyyar satıcılar tekrar sahneye çıkıyorlar.
Yani seyyar satıcılar konusunda, zabıta tutarlı ve kararlı biçimde davranmıyor.
Geçmişte seyyar satıcılara yılbaşı ve bayram gibi günlerde özel izinler verildiği bile vakidir.
Eğer Adana seyyar cenneti olduysa, bundaki en büyük pay belediye zabıtasının görevini kararlılıkla yapmamasıdır.
Eğer Adana’yı seyyardan temizlemeye kararlı iseler bu mücadeleyi aralıksız sürdürmeliler. O zaman seyyar satıcılık yapan vatandaş da, devletin kararlılığı karşısında pes edecektir.
Ama özellikle Adana’ya yeni Valilerin atandığı zamanlarda böyle operasyonlara girişip ondan sonra, seçim zamanı meydan boş bırakılınca Adana seyyar cenneti oluveriyor.
Elbette bir de Adana’nın sosyolojik gerçeği var.
İşsizliğin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu, göçle gelen vasıfsız yoğun bir gençlik kitlesine sahip Adana’da günde 5 milyonu bulamayan insanların çaresizliği de söz konusu…
Meselenin çözümü kolay değil.
Seyyarlar, esnafı mağdur etmeyecek biçimde şehrin belli cadde ve sokaklarında konumlandırılabilirler.
Ahmet Kalfa Sokağı, bu sokaklardan birisi olabilir.
Ama bugünkü tabloya bakılırsa, Adana’nın gelecekte suç patlaması yaşayabileceğini söylemek için kahin olmak gerekmiyor.