1 Ekim 2014 Çarşamba

Kernek’in Canını okuyan Sarılar’ı Sivas’da araştırdık Çakır: ''Malatya’yı Kültür Şehrine Dönüştüreceğiz'' Esenlik Kazandırıyor Polat: ''Yeşilyurt’a hizmet, onur ve gurur kaynağı'' Mişmiş Park’ta Motosiklet Gösterisi Yapıldı Kurban Bayramı öncesinde tedbirler artırılıyor Başkan Gürkan, ''Elbirliği İle Hizmet Etmeliyiz'' Robotik Navigasyonlu Diz Protezi Ameliyatı MASKİ’den Sorunlara Anında Çözüm ''Aile İçi İletişim ve İslam’da Aile Hayatı'' Konferansı

Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

 

UYAN SUNAM, DERİN UYKUDAN…

26.09.2012  

Değerli okurlar,

Geçen yazımda bir Selanik türküsünün hikayesini konu edinmiştim… Buradan kilometrelerce uzaklarda sevdalıya yazılan türkülerin hikayelerini yazarken, doğduğum topraklarda sevgiliye yakılmış bir türküyü tanıtmamak, onun hikayesini sizlerle paylaşmamak bu türküyü daha da anlamlı hale getiren hikayeyi aktarmamak olmazdı…

Yazarını Malatyalılar çok iyi tanır: Yani, Fahri Kayhan’ı… Gelelim anlatmaya türkülere konu olan ve dilden dile aktarılan bu dramı:[1]

Suna, Fahri Kayhan’ın eşidir. Çok sevmektedir Fahri Bey Suna’yı… Devir, o zamanın Malatya’sı… Ancak sevdiğine sevdiğini söylemenin bile ayıp karşılandığı o dönemde Fahri Bey her daim söyler Suna’ya, ona olan sadakatini ve bağlılığını… Ve bilir karısının gözlerinin başka kimselere bakmadığını…

O dönemin kadınlarının en büyük eğlencesidir, haftada bir yapılan hamam sefaları… Kendilerine ayrılan günde toplanıp hamama gider mahallenin tüm kadınları… İşte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda kıyafetinden asla görünme ihtimali olmayan bir ben dikkatini çeker hamamda bulunan ve sunanın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım’ın…

Neriman Hanım, akşam eve geldiğinde laf arasında eşi Mustafa Bey’e, Suna’nın sırtında ben olduğunu anlatır… Aradan zaman geçer… Fahri Kayhan bir gün evlerinin yakınında bulunan kahvede Mustafa Bey ile karşılaşır… Aralarındaki sohbet belli bir süre sonra tartışmaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider… Fahri Kayhan hiddetle cevap verir Mustafa Bey’e: “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.” Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayhan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Mustafa Bey’in dudaklarından şu  sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”

Fahri Kayhan beyninden vurulmuşa döner… Evet inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nerden bilecektir? Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır… Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder Fahri Kayhan’a: “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar… Fahri Kayhan eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır… Lakin durum hiç de öyle olmamıştır… O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır…

Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri Kayhan ceketini alır ve başlar Malatya sokaklarında dolaşmaya… Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir… Eve girer ve gördüğü manzara karşısında dona kalır… Biricik karısı Suna, kendini asmıştır… Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır: “Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim… Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim…                “

Fahri Kayhan gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır… Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır… İçindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır:

 

“Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz

Hasret çeken gönül derde dayanmaz

Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz

Uyan Suna’m uyan, derin uykudan

 

Nice diyar gezdim gözlerin için

Niye kızdın bana el sözü için

Dilerim Allah’tan sızlasın için

Uyan Suna’m uyan derin uykudan

 

Çektiğim gönül elinden

Usandım gurbet elinden

Hiç kimse bilmez halimden

Uyan Suna’m, derin uykudan…”



[1] Bu hikayede geçen Neriman Hanım ve Mustafa Bey, gerçek isimler olmayıp hikayenin bütünlüğü içerisinde yazar tarafından kullanılan farazi isimlerdir.

 Toplam 22130 defa okunmuştur  Yazdır Yazar Girişi Paylaş:
Yorumunuz
Adınız Soyadınız:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz güvenliğiniz için kayıt edilmektedir.

Yorumunuz
Toplam (11) adet yorum yapılmıştır
izzettin ben 29.08.2014 20:35:29
bu gün ölmek ne kadar güzel olur be suna dilerim ben yanılmamış olurum benim evim yıkıldı allah yıkanların evini yuvasını dağıtır dilerim yasama neyki sorunu olmayan evin yıkılması
zeycan sıla yaşa 06.07.2014 20:19:38
bu hikayeyi her okuduğum gözümden bir damla yaş geliyor sunaya yazık olmuş Allah mekanın cennet ettsin.
ayten yüksel 30.06.2014 12:54:17
bu türküyle büyüdüm 60 senedir dinlerim hala taze zamaneler eser üretirken biraz daha duygularını ön pilana alırlarsa böyle kalıcı olurlar
dadaş 09.06.2014 10:52:58
bu türkü erzurum türküsüdür ve hikayesi bu değildir adam delilli yalan konuşmuş :)
halil tekin 13.05.2014 15:32:51
Malatya'lı olmaktan gurur duyduk , duyurduk wede sonsuza kadar da duyacağız.Kısacası MALATYA 'lı olmak yürek ister. <3 malatya<3
vfevre 16.04.2014 18:00:58
Öyle deilki
niyazi sakar 21.02.2014 19:47:54
Türküyü her dinlediğimde;söylediğimde içim burkulur.Ben de eşimi benzer bir hikaye ile kaybettim...
deniz güldal 31.01.2014 15:42:41
Sevgili malatyalı hemşerilerim bu hikayenin esas sonunuda ben anlatayım sizlere bu olaydan sonra fahri kayan cezaevine girerer yıllar sonra cıktıgında elazıga konsere gider malatya kara trenle malatya topraklarına yaklaştıgında yanındakı arkadaşına derki gözümü bagla oda derki hayırdır fahri yader ne ben malatyayı göreyim nede malatya beni görsün sunam mezarında rahat uyusun ve §arkıyı patlatır .............UYAN SUNAM UYAN......
Malatyalı 10.12.2013 04:03:10
Rahmetli Fahri KAYAHAN tüm eserlerini rahmetli eşi için yazıp okumuş, eserlerini dinledikçe eşine duyduğu sevgisi ve özlemi daha net anlaşılıyor.
ahmet 01.12.2013 19:28:44
eyvallah birader ağzına sağlık hikayenin doğrusu daha yürek yakıyor
ismet ay 28.09.2012 15:15:28
bir malatyalı olarak yıllardır malatyalı fahrinin çok güzel eserlerini severek dinlerdim.ama uyan sunamın hikayesini bilmiyordum.hikayesini bildiğiniz bir türküyü,birşarkıyı dinlemek çok daha keyifli.yazınız için teşekkürler.onlarında mekanları cennet olsun.
Yazarlarımız


KERNEK MEYDANI – BAŞKAN KAZGAN

REMZİ HAYTA
  REMZİ HAYTA
  KENAN KAYA
  NURETTİN KONAKLI
  CUMALİ DUMAN
  VEDAT ERDOĞAN
  AYŞEGÜL ÇOŞKUN
  ENVER KALAYCIOĞLU
  HAKAN KELEŞ
  HANDAN ACIKÖK
  Arş. Gör. MURAT BUĞRA TAHTALI

Anket
YENİ KERNEK MEYDANINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
EVET, MEMNUNUM
HAYIR, MEMNUN DEĞİLİM
FİKRİM YOK
Tüm Anketler

Gazeteler
Hiç Röportaj Yok

Röportajlar
İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Urhal: “ Huzur Dolu Bir Şehir”

Çok Okunanlar
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen 72.Yerel Gazetecilik ve Meslek içi Eğitim Semine
Kernek’in Canını okuyan Sarıla
Çakır: ''Malatya’yı Kültür Şeh
Esenlik Kazandırıyor
Polat: ''Yeşilyurt’a hizmet, o
Mişmiş Park’ta Motosiklet Göst
Kurban Bayramı öncesinde tedbi
Başkan Gürkan, ''Elbirliği İle
Robotik Navigasyonlu Diz Prote
MASKİ’den Sorunlara Anında Çöz
''Aile İçi İletişim ve İslam’d
Flaş Haber - Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.